• Hatice Kaman

"Var bir hayalimiz..."



“Hayat, insanı en çok kestirilemez oluşuyla yoruyor.” * Sence de öyle mi?


Kabul. 2020 çok yordu, yıprattı, dengemizi şaşırttı. Doyasıya güldürdü, günlerce ağlattı. Artık fabrika ayarlarına geri dönme zamanı gelmedi mi? Sahi, “TDK, sabır kelimesinin karşısına kocaman bir 2020 yazmaya ne dersin?”


Duygu ve düşüncelerimizi dengede tutmaya çalışmak için türlü ekmekler mi yapmadık, o webinardan diğerine mi koşmadık, Netflix içeriklerini mi birer birer eritmedik. Birbirinin tekrarı günler yaşamadık mı? Tıpkı sadece iki rakamın arka arkaya iki defa sırayla yazılması gibi. 2 0 2 0.


Her akşam haberleri izleyip kaygılanıp dertlenmedik mi? Ertesi gün izlememeye karar verip kendimizi suçlu mu hissetmedik? Okunmayan kitaplara günler mi doğmadı ya da bazı günler gerçekten zor doğmadı mı?


En önemlisi de bazılarımız sahip olduklarının kıymetini bir kere daha anlarken, bazılarımızın dili, zihni ilk defa “şükür” kelimesi ile tanıştı. Çok şükür tanıştı…


Hayaller yıkıldı, planlar suya düştü, rutinler değişti. Yazarın da dediği gibi hayatın kestiremediğimiz yanı bize çok şey yaşattı. Buradaki biz bensenobizsizonlar. Hepimiz. Virgülsüz tüm dünya.


Öyle bir biz ki sorun da bizde çözüm de bizde. Çocukken oynadığımız “Bak buraya bir kuş konmuş. Biri görmüş, biri vurmuş, biri pişirmiş. Bir de hani bana, hani bana demiş…” oyunundaki o kuşu artık hep beraber görelim, vurmayalım. Diyeceksek de hep birlikte hani bize hani bize diyelim.



Duygusal-fiziksel sağlığımızı korumak, hayatımızdaki bir kafeye gidip kahve alıp kitap okuyabilme, iş çıkışı arkadaşlarınla yemeğe gidebilme gibi basit anları tekrar yaşayabilmek için tüm dalgalara karşı omuz omuza olmalıyız. Dalgakıranlar gibi. Seti Barabar** kuracağımız kesin. Öyle bir set olsun ki harcında sabır, umut, azim, mücadele, iyi ki ve şükürler olsun. Setini kurarken yanındaki omza, omzuna iyi bak. Tuttuğun ele, eline iyi bak. O elle güçlen. Bir tuğla senden bir tuğla yanındakinden. Bazen sen hiç tuğla koyamasan da olsun. Koyma. Yine bak yanındakine o iki tuğla koymuş mu? Onu gör ve sen de hazır hissettiğinde iki, üç, dört… ne kadar koyabilirsen o kadar koy.


Demem o ki kendi dalgakıranında mücadele etmeye devam et. Yıkılsan da yıksan da olsun. Zaman ver kendine. Tekrar kalkacağına inan. Şüphe etme bundan. Ve bu süreçte sus, dinle, ağla, gül, fark et, öğren, büyü, ümitvar ol. Bir de tuttuğun ele dön tekrar bak. Yol arkadaşına, kendine iyi ki var, iyi ki varım de. Eğer her ikisi de sensen okkalı bir “Aferin!” de kendine, şükret varlığına. İçinden gelen her anda ne zaman istersen söyle bunu kendine, ona. Gözünün önüne, aklına geldiği anda. Ya da benim gibi tam da şu anda: İyi ki varsın Erdeniz…


Hani hep görürüz sosyal medyada: “Var bir hayalimiz…” Oradaki üç nokta çok şey anlatır. İşte bu yüzden o üç nokta için şairin de dediği gibi “Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol; Git gidebildiğin yere.” ***


İyilikle, sağlıkla…🌿



* Mahir Ünsal Eriş, Kara Yarısı

**Grup Barabar, Yürüyorum Dikenlerin Üstünde şarkısı

***Orhan Veli Kanık, Hürriyete Doğru


Not: Aşağıdaki qr kodu tarat, bakalım ne olacak?





Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ambulans

Bu seneyi sanki bir heves uçaktan paraşütle atlamışım da paraşütüm açılmadığı için yere çakılmışım ve kimse beni görmediği için ambulansa kendim haber vermişim gibi bir seneye benzetsem çokta abartmış