• Rosie

Rosie'den Kendisine Mektup



Canım kendim...

20'li yaşlarımızın sonlarına gelmiş bulunuyoruz ve bu aralar seni gerçekten çok seviyorum. Neden? Çünkü daha deneyimlisin, daha olgunsun, çoğu zaman daha mantıklısın. Her ne kadar seni hayatımızın büyük kısmında sevmiş olsam da, 20'li yaşlarımızın başlarında çok haz etmiyordum senden. Neden mi? Çünkü toydun be gülüm...


Bu sebeple, bu yazımı sana yazıyorum. 20'li yaşlarımın başlarındaki kendim... Keşke o zamanlar da bilseydin dediğim ne çok şey var...


Sevgili 20'lerinin başlarındaki ben...


Keşke enerjini gereksiz şeylere harcamasaydın. Dedikodu yapmak, insanları dış görünüşlerine göre eleştirmek ne saçma şeyler aslında. Çoğunluğun sorgulamadan kabullenip yaptığı şeyler her zaman doğru değil. Güzellik, dış görünüşten, kaştan, gözden gelen bir şey değil; kalpten gelen ya da içten bir gülümseme gibi basit görünen bir eylemle ışıldayan, kendini gösteren bir şey. İnsanların dışından çok, statüsünden çok, ağzının nasıl iyi laf yaptığından çok içlerine bakıp oradaki güzelliği görmenin daha önemli olduğunu bilseydin keşke.


Ağzının çok laf yapması demişken... Bir insanın ağzından çıkan laf değil, o insanın eylemleri seni ne kadar sevdiğini ve değer verdiğini gösteren şeydir. Sen bunu daha bilmiyorsun, canım 20 yaşındaki kendim. Keşke bilseydin... Herkesin "seni seviyorum" diyebileceğini ama bunu göstermenin çok daha zor, değerli ve anlamlı olduğunu; söz vermenin kolay fakat sözü tutmanın daha önemli olduğunu; ağızdan çıkan lafların eylemlerle desteklenmedikçe hiçbir önemi olmadığını keşke bilseydin.


Dünyanın sana bir borcu yok ve dünya seni mutlu etmek için dönmüyor. O yüzden başına kötü bir şey geldiğinde "Neden ben?" diye sormak yerine, o kötü şeyle nasıl başa çıkabileceğini düşünmeye başlamayı bil. Sahip olduklarının kıymetini bil. Dünyada her şey insan için ve sen de bir insansın. Başına her an, her şey gelebilir. Hala sağlığın yerindeyse, başını sokacak bir evin varsa, sevdiklerin etrafındaysa ve karnın toksa bunun kıymetini bil. Hayatta mutlu olmanın en kolay yolu bu.


Hayatını başkalarının beklentilerine göre yaşama. Bu hayat senin, sen ne yapmak istiyorsan onu yap. Çünkü düştüğün zaman, ayağa kalkmak senin sorumluluğun, başkasının değil. Kayıpların ve kazançların en çok seni etkileyecek. Üniversitede istemediğin bölümü sırf ailen istediği için okuman ilerde seni mutsuz edecek. Senin zamanını, emeğini hak etmeyen insanlara değer vermen yine seni mutsuz edecek. Toplumun, ailenin, komşuların ne dediğini umursama. Çünkü herkes gidince sen kendinle kalacaksın. O yüzden senin hayatının seni tatmin etmesi, başkalarını tatmin etmesinden çok daha önemli.


Canım 20 yaşındaki kendim... Her şeyin bir yaşı var yalanına inanma. Her ne kadar insan hayatı bir zaman çizelgesine oturtulmuş gibi gösterilse de, evlenmenin, çocuk yapmanın, gezmenin, rengarenk kıyafetler giymenin, iş sahibi olmanın bir yaşı yok. İstersen 40 yaşında da evlenebilirsin, istemezsen evlenmezsin. Çocuk yapmayabilirsin ya da 40 yaşında çocuk yapabilirsin. Evlenirsen boşanabilirsin. Yolunu belirleyecek kişi sensin. (15 yaşındayken, daha evlenmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeden, "Ben 25 yaşında evlenir, 27 yaşında da doğururum." diyen kendime sevgilerle)


Herkesin başarı kavramı farklı. Başarı, sınavdan yüksek notlar almak, iyi bir iş sahibi olmak, evlenmek, çocuk yapmak, çok para kazanmak olmayabilir. Başarı kendi ayaklarının üzerinde durabilmek, sevdiğin işi yapabilmek, sevdiklerinle birlikte olabilmek, her ay düzenli olarak erzak alışverişini yapabilmek, sağlıklı beslenebilmek gibi küçük görünen şeyler de olabilir. Kendini başkalarının beklentilerine göre yargılama. Başkalarının senin hakkındaki beklentilerini dinlerken, kendini de dinlemeyi unutma.


Arkadaşlıkta ya da romantik ilişkilerde sevginin göstergesi her gün her saat birlikte olmak ya da konuşmak değil. Hayatındaki insanların değerini buna göre sıralama. Sevginin göstergesi günlerce konuşamasan bile konuşmaya vakit bulduğunda hayatındaki insanlarla hala rahat hissediyor olman, başın sıkıştığında ya da mutluluğunu paylaşmak istediğinde değer verdiğin kişileri ararsan onların telefona çıkacağını bilmen. Sevgi, ilişkilerindeki güven duygusuyla eşdeğer. Kaybetme korkusu çok gerçek ve doğal bir duygu, fakat karşındakini kıskanmakla ve kısıtlamakla aşabileceğin bir şey değil. İnsanları kontrol etmeye çalışma. Kısacası, dönerse senindir, dönmezse zaten hiç senin olmamıştır (!) :)


Son olarak, hiç kimse mükemmel değil canım kendim. İnsanlardan mükemmel olmalarını bekleme. Kendinden de bunu bekleme. Hatalar hayatın bir parçası ve hayatı renkli kılan da o hatalardan dersini alıp, değişip yoluna daha güzel bir şekilde devam edebilmek. Yaptığın hatalar ya da sana karşı yapılan hatalar yüzünden kendini hırpalama.Sen 10'lu yaşlarında da çok şey öğrendin, 20'lerinde de çok öğreneceksin canım kendim. Yorulduğunu hissetsen de, yaşamaya, öğrenmeye, sevmeye, sevilmeye, eğlenmeye, gülmeye, ağlamaya devam...


Canım kendim... Herkesten önce kendini sev.


Canım Rosie...


Seni çok seviyorum.