• Rosie

Kafamda Deli Sorular: 2020 Edition



Ocak

Özgürüm. Eşim yok artık. Daha büyük bir şehre taşındım. Daha düzgün bir iş bulamadım ama, kiramı filan nasıl çıkaracağım? Amaan olsun, bulurum bir çaresini. Daha önce de hep bulmadım mı? Uber'e bir süre daha devam.


Şubat

Yüksek lisans diplomamı duvara astım. Asgari ücrete bir otelde çalışıyorum. Üstüne ek iş yapıyorum. ama olsun, ev arkadaşım çok iyi, kocaman, ışıl ışıl bir şehirdeyim. Mutluyum. Daha iyi bir iş bakmaya devam.


Mart (İlk iki haftası)

Sonunda iş buldum! Çok ideal bir pozisyon değil ama çok iyi bir organizasyonda çalışıyorum. Evsizlerle çalışıyorum, daha önce hiç yapmadığım bir iş türü. İş arkadaşlarımın çoğu iyi, patronum çok anlayışlı birine benziyor. İki iş yapmadan maddi olarak bütün ihtiyaçlarımı karşılayabilecek olmak beni çok mutlu ediyor.

Mart (Son İki haftası)

Her yer kapalı. İşimin 2. haftasında Covid pozitif olan evsizleri karantinaya alan ilk sığınma evlerinden biri olduk. Ortalık kaos. Kimse işe gelmek istemiyor. Ben daha işin her şeyini öğrenemeden, çok sıkıntılı bir anda iş arkadaşım bana yardım etmesi için yollandığı halde beni erkenden bıraktı gitti. Covid'li insanların olduğu yerde çalışamazmış, kusura bakmayacakmışım ben de.


Ben de korkup, çıkıp gitsem beni kim tutabilir? Korktum ama gitmedim. Kafamda sorular belirmeye başladı.


Yardımlaşmaya ne oldu? İş disiplinine peki?


Nisan

Ülkede tuvalet kağıdı yok. Amerika'nın süpermarketleri çok büyüktür, içinde her şey satılır. Hemen hemen her köşe başında da bir süpermarket bulunur. Buna rağmen, insanlar o kadar panik yapıyorlar ki, taze meyve sebze ve Amerikanların hiç yapmakla uğraşmayacağı mikrodalgada yapılmayan fasulye, pirinç vs. dışında raflarda hiçbir şey kalmamış. Hiç temizlik malzemesi yok. Düşünüyorum, her aile kendisini bir ay idare ettirecek kadar bile ürün alsa, bütün marketlerdeki bütün rafların boşalması imkansız olurdu. Yani herkes istifçilik yapıyor.


Bu nasıl bir bencillik? Eğer gerçekten dünyanın sonunun geldiğini düşünüyorsa bu insanlar, mezara tuvalet kağıdıyla mı girmeyi düşünüyorlar? Bebek maması, bebek bezi bile bulmakta zorlanıyor aileler. Bunun istifçiliğini bile yapacak kadar bencil olmak nasıl mümkün olabilir? Hiç mi tarih okumadı bu insanlar? Dünyada pandemilerin geldiğini ve geçtiğini görmediler mi? Bu kadar mı cahil olunur? Yiyecek istifçiliği yapacak kadar parası olmayıp maaştan maaşa yaşayan insanları düşünen yok mu?


Panik yapanlara inat panik yapmıyorum. İhtiyacım olan kadar yiyecek, ihtiyacım olan kadar tuvalet kağıdı. Ne eksik, ne fazla. Gelişmiş bir ülkede markette yiyecek bulamadığım için açlıktan ölmem herhalde.


Mayıs

Maskeli hayat normalimiz oldu. Maske fiyatları da böylece uçtu. Pandemi döneminde bile umursamazca ve haksızca para kazanmaya çalışanları görüyoruz. 17,700 el dezenfektanı istifleyip, istiflediklerini kat kat fazla ücretlere insanlara satmaya çalışan iki kardeş vardı mesela. Üretimi belki 5 cent'e bile gelmeyen maskelerin 30-40 dolarlara satıldığını gördük.


Parası olmayan insanlar bu virüse karşı kendilerini koruyamayacaklar mı?


Haziran

Devlet adamları maske takanlar ve takmayanlar olarak ikiye ayrılınca, dışarda maskeyle geziyor olmak bazı insanların gözünde bizi liberal yapar oldu. Çevrendeki insanları korumak için yaptığın maske takma eylemi siyasileşti. (Bu size bir şeyler hatırlatıyor mu?) Bazı erkekler "Erkek adama bir şey olmaz!" moduna girip, hiç ihtiyacımız olmayan o erilliklerini burda da ortaya çıkardılar, maske takmaya karşı çıktılar. Maske takma zorunluluğunun özgürlük kısıtlanması olduğunu iddia eden insanlar bile oldu.


Maske takmak neden diğer insanları ve kendimizi korumak için yaptığımız bir eylem dışında her şey olabilirmiş gibi görüldü? Maske takmanın, devletin haksızca bireyi kontrol etmesi olduğunu düşünen insanlar, arabada emniyet kemerlerini takmak zorunda bırakıldıklarında, kırmızı ışıkta durduklarında bunu hiç düşünmeden yaparken, neden şimdi maske takmayı başka yerlere çekmeye çalıştılar?


Temmuz

Aylar sonra bara gittim doğum günüm şerefine. Sonra da güzel bir kamp tatili. Doğada olmak kadar güzel bir duygu yok bu dünyada. Herhalde doğum günüm ve o güzel doğa kaçamağı sebebiyle evde oturup soru sormamışım kendime. Kafamda deli soruların olmadığı bir ay.


Ya da olanların sakince su yüzüne çıkmayı beklediği.


Ağustos

Benim için çok kötü bir ay. Aile problemleri, sağlık problemleri, her şey üst üste geldi. Bütün birikimimi düşüncesiz bir şekilde online alışverişe harcadım. E bu sıkıntının, stresin bir yerden patlak vermesi gerekiyordu, değil mi? Mutlu olurum dedim ama kıyafetlerim geldikten sonra onları dışarı hiç çıkmadığım için giyemeyeceğimi fark edince mutluluk filan kalmadı. Bu arada herkes gezmelerde tozmalarda. Ben hala kendimi eve kapatıyorum. Çıkıp gezen herkesi eleştiresim var. Çıkıp gezenler de beni eleştiriyor.


Yaz geldi diye bitti mi bu Covid? Bir tek ben miyim kendimi eve kapatan? Ben de çıkıp gezsem ve kazara birini hasta etsem, vicdanım bunu kaldırır mı? İnsanlar bu ihtimali düşünmeden mi kalabalık partilere katılıyorlar? Acaba bu online alışveriş siteleri bu pandemi döneminden ne kadar karla çıktı?


Eylül

Ben de dayanamadım, arabamla on günlüğüne yollara döküldüm. Ağaçların arasında yürüdüm, vahşi hayvanları doğasında izledim. İçtim, güzelleştim. Gittiğim yerlerde gördüğüm insan sayısı, eve kendini kapatan tek insanın ben olduğuma beni ikna etti. Bu ay yine mutluyum, kafamda soru yok.


Ekim

Aşı geliyor yavaş yavaş. Ama aşıyla ilgili ne komplo teorileri ortaya atıldı yahu! Efendim aşıların içlerinde çip varmış, devletler bizi takip edeceklermiş. Yok aşılar DNA'mızı değiştirecekmiş.


Ben gece gündüz laboratuvarda bu aşıyı bulmak için çalışmış bilim insanı olsam bunları görünce ne düşünürdüm? "Hay laboratuvarda geçirdiğim saatlere lanet olsun, bir halta değmezsiniz siz." deyip kendimi şaraba vurur muydum mesela? :) Neden en saçma şeylere gözü kapalı inanırken, bilime dayalı şeylere araştırmamızı yapmadan, kulaktan dolma bilgilerle yaklaşıp gelişmelere karşı durmayı daha uygun görüyoruz?


Kasım

Bu yıl sıkıntıdan hamile kalanları gördükçe, her ne kadar durumumdan şikayet edip depresyonlara girip çıksam da, kendimi şanslı hissediyorum. Hayatın en büyük streslerinden çoğu (çocuk, eş, işini kaybetme, evsiz kalma vb.) yok hayatımda. Canım sıkıldığında ayaklarımı uzatıp evde tek başıma oturup düşünebiliyorum.


Ama sanki biraz asosyalleşiyor muyum?


Aralık

Sonunda bu lanetli yılın son ayındayız. Herkes çok mutlu gibi. 2021'e büyük umutlarla gireceğiz. 2020'de tabi ki de güzel şeyler olmuştur ama benim hiç haberim yok bunlardan. O yüzden her yönden kafa karışıklığı dolu 12 ay geçirdim.


Aşılara başlandı. Hala gezen gezene. Kendimi tam bir yıldır eve kapattığımı fark ettim. Bu yolun bir ortası vardı da bir yıl boyunca ben mi bulamadım acaba? Kendini eve kapamayla kalabalık partilere gitmenin arası. Benimle ev arkadaşımın arası yani.


Hala kafamda deli sorular.


2021, bu yıl bizi daha çok sevecek misin?





Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ambulans

Bu seneyi sanki bir heves uçaktan paraşütle atlamışım da paraşütüm açılmadığı için yere çakılmışım ve kimse beni görmediği için ambulansa kendim haber vermişim gibi bir seneye benzetsem çokta abartmış