• Rosie

Bir Tek Dileğim Var: Anlayışlı Ol Yeter!




Kırmızı Oda dizisi başladığından beri herkesin dilinde. Ben de Türkçe dizileri dram ve entrika sevdalarından dolayı çok sevmesem de, Kırmızı Oda'yı çok güzel buldum ve başladığından beri takip ediyorum. Fakat yine başladığından beri dikkatimi çeken bir şey var. Kırmızı Oda'ya gelen danışanların çoğu daha önce terapi almamış, hayatında olanları kimseye anlatmamış insanlar. Ve hemen hemen bütün seanslardan sonra söyledikleri bir şey var: "Şimdiye kadar bunları kimseye anlatamadım. Beni yargılamadan dinlediğiniz için teşekkür ederim doktor hanım." Bu yargılama ve anlayış konusunda konuşmak istiyorum bugün.


Anlayış

Anlayış kelimesinin birçok anlamı var. TDK'ya göre, bu tanımlardan biri hoş görme, halden anlama. Kırmızı Oda'yı izlerken dikkat ettiğim şey hep insanların hoş görülmeye, hallerinden anlayan birinin olmasına duydukları açlık oldu. Olay, "Neden bunu yaptın? Neden buna göz yumdun?" diye sorgulamak değil; "Bunu yaptıysan bir sebebi vardır," diyebilmekti.


Geçmişte yaptıkları bir şey için kim sorgulanmak ya da yargılanmak ister? Kim başına gelenlerden ötürü suçlanmak ister? Neden birbirine karşı anlayışla yaklaşmak bu kadar zor?


Kısa Bir Anı

Yıllar önce, kalbimi zamanında çok kıran eski sevgililerimden biri daha eski sıfatını almamışken, kendisiyle küçük bir tartışmamız olmuştu. Kendisi yolda karşıdan geçen, hayatını, adını, yaşını, hiçbir şeyini bilmediği kadının çok makyaj yapmasını eleştiren bir şey söyledi. Bana kendisinin hiç tanımadığı insanın makyajı hakkında düşünüp, bu düşüncesini dillendirmesi çok garip gelmişti. "Neden kadını eleştirme gereği duydun?" diye sorduğumda, kendi üzerine sorumluluk almadan yaptığı yorumu ve o yorum yapma eyleminin doğruluğunu körce savunmaya devam etti.


Şimdi, bu davranış çok yönlü olarak absürt bir davranış. Öncelikle, zaten kadın bedeninin bir obje olarak görülmesinden ötürü hak olarak görülen bir kadının her yaptığını ve fiziksel özelliklerini eleştirme hakkını kişinin kendinde görmesi durumu var. Bunun üzerine, hiç tanımadığımız insanların yaptıklarını eleştirme hakkını kendimizde bulma absürtlüğü de var. Bu olay yıllar önce olmasına rağmen, hala beni çok düşündürür. Neden bu insanları sonsuz yargılama hakkını kendimizde görüyoruz? Bu hakkı nerden alıyoruz?


Neden Anlayışlı Olmalısın?

Çünkü kimse kendisini yargılayacağını bildiği insanların yanında kendini rahat hissetmez, kendi gibi olamaz. Ve bir kişinin sana verebileceği en değerli şey, senin yanında kendi gibi davranabilmesi, kendini hiçbir şekilde sansürlemek zorunda hissetmemesidir. Karşındakine yardım etmenin yolu onu acımasızca eleştirerek yapmış olabileceği hataları görmesini sağlamak değil, öncelikle onun halinden anlamaya çalışmaktır.


Anlayış ve hoşgörü, güven duygusunun temelidir.


Anlayışlı olmayanın anlayış beklemesi büyük bir ikiyüzlülüktür ve gerçekleşmesi imkansız bir şeydir. Daha sayayım mı?


Nasıl Anlayışlı Olunur?

Saygı Göster: Öncelikle, her insanın hayatının ve yaşadıklarının ona özgü olduğunu kabul etmen ve buna saygılı olman gerek. Bir insanın bütün hayat hikayesini bilsen de, başına gelen olayların hepsini dışardan izlemiş olsan da, o insanın içinden geçenleri, başına gelen şeyleri psikolojik olarak nasıl süzgeçten geçirdiğini bilemezsin. Herkesin hayatı kendine özel. Herkesin tercihleri kendine özgü.


Bu anlayıştan doğan sonuç da herkesin geçmişte yaptığı ya da yapıyor olduğu şeylerin kendi kafalarında meşru bir sebebi olması. Anlayışlı olabilmen için bunu anlaman ve insanların kararlarına saygılı olman gerekiyor. Birinin üniversite eğitiminin yarısında okulu bırakması sana anormal ve saçma gelebilir, ama onun hayat dinamiklerinde bu yapılması gereken, meşru bir şeydir ki birey bu kararı isteyerek ya da istemeyerek almıştır.


Ayrıca bir yetişkinin kararlarına ve hayatına saygı göstermek, o insana vereceğin en güzel hediyedir.


Sorgula: İnsanlar hakkında kafanda bir yargı oluştuğunda kendini sorgulamayı alışkanlık haline getir. "Ben bu kişiyi yargılıyor muyum?" diye sor kendine. Cevap hayır değilse, hatırlat kendine bir önceki saygı maddesini. Bu insan bir yetişkin, herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu kişi kendi kararlarından kendisi sorumlu. Sonra kendini sorgulamaya devam et, "Ben bu kişiye karşı bir önyargı besliyor muyum?" Eğer anlamıyorsan birinin yaptığı bir şeyi, kendini o kişinin yerine koy ve sor, "Bu kişi bunu neden yapmış olabilir?" Mesela, o eski sevgilinin eleştirdiği çok makyajlı kadın cilt problemlerini kapamak için o makyajı yapmış olabilir. Bizim çok gibi gördüğümüz makyaj ona çok gelmiyor olabilir. Kadın o kadar meşguldür ki işiyle ve eviyle, kendi için yaptığı ve ona terapi gibi gelen tek şey o adamın eleştirdiği makyaj olabilir.


Biraz düşününce zararsız hemen hemen her eylem için birçok sebep bulunabilir.


Bunları Deme: Ben birine hayatımda olan bir şeyi anlattıktan sonra karşıdakinin bana "Ben sana demiştim," demesi kadar sinir bozucu bir şey yok. Göstermeye çalıştığın şey ne? Benden daha zeki olduğun mu? Senin haklı olduğun mu? Egonu da al yıkıl karşımdan diyesim geliyor böylelerine...


"Ben sana demiştim" ya da "Bu kişi neden böyle bir şey yaptı hiç anlamıyorum" gibi kendi haklılığını göstermeye çalışan cümlelerden kaçın. Muhtemelen konunun seninle bir alakası yok bile. O yüzden senin haklı gözükmenin ne mantığı var? Senin bu kişinin kararını anlamanın neden gerekli olduğunu düşünüyorsun, o hayatı yaşayan sen misin? Onun yerine ortada aktif bir sorun varsa, "Olan olmuş artık boşver, bu sorunu çözmek için ne yapabiliriz?" de. "Kararını anlamayabilirim ama seni destekliyorum bu yolda," de. Yargılayan değil destek veren ol, anlayışlı olan ol. İnan karşındaki bunu daha pozitif bir şekilde karşılayacak.


Sonuç

Kısacası, Kırmızı Oda'da da, muhtemelen günlük hayatımızda da gördük ki, insanların çoğu zaman tek istediği şey anlayış. İnsanlar bunu bulamadıkları zaman hayatlarında olan en kötü şeyleri bile kendilerine saklayıp, kendilerini daha çok bataklığa sokabiliyorlar ya da en basitinden ömür boyu yanlızlıkla mücadele etmek zorunda kalabiliyorlar.


İnan bana, anlayışlı olmak senden bir şey götürmeyecek. Tam tersine, seni daha mutlu, daha iyi bir arkadaş, eş, dost yapacak. Anlayışsızlığın hat safhada olduğu bu dünyada, sen daha az seçilen yoldan yürü, anlayışlı bir birey ol.