• Rosie

Başlıksız




Konuşasım, içimi dökesim var bugün.


Neden bilmiyorum. 12 yaşında bir çocukla vakit geçirmek yetişkinliğin verdiği ağırlığı bana sorgulattığı için mi? Hayatımda yine kendim için çok önemli adımlar atmak üzere olduğum için mi? Artık olmaz derken 29 yaşında bile arkadaş kaybettiğim için mi? Buna rağmen hayatımın belki de en mutlu döneminde olduğum için mi? Sebep biri mi, hepsi mi, bilemiyorum. Yere bağdaş kurdum, çevremde hayali silüetler, dinlemek isteyene anlatıyorum.


Geçen yılın karanlığından sonra, bu yıl gökkuşağı renklerinin içinde buldum kendimi. Geçen yıl ne kadar kötüyse, bu yıl o kadar güzel, o kadar büyülü. Karanlıktan aydınlığa geçebilmek bana imkansız gelmese de, hayatını karanlıkta yaşamaya alışmış insanları görüyorum. Bazıları gerçekten aydınlıktan hoşlanmıyor. Kapatın ışıkları...


Ama benim ışıklarım yansın. Benim ışıklarım sönünce ben kendimi bulamıyorum. Ruhumu kaybediyorum. İnsanın kendisini bulamaması ne kadar kötü bilir misin? Ben çok iyi biliyorum. Fizikseli ve ruhsalı o kadar kolay ve sorgulamadan ayırıyoruz ki birbirinden... Ama öyle olmadığını anlıyorsun ışıklar sönünce.


1 yıl boyunca ışıklarımı aradım. Zifiri karanlıkta ellerimi duvarların her köşesine dokunarak geçirdim. Hah, işte burda kesin! dediğim her an yine dümdüz duvarlara değdi ellerim. Yılmadım, devam ettim. Yılmamak ne kadar zor bilir misin?


1 yıl geçti. Her yer yavaşça aydınlanmaya başladı. Ben karanlıkta oturup düşünürken kendimi ve çevremi gözlemledim. Bazen gördüğüm şeylere inanamadım. Bazen karanlıkta hissettiğim şeylerle hayatım aydınlanınca gördüğüm şeyler birbiriyle hiç tutmadı. Gidenler oldu, ama olsundu. Biz gelenlere bakalım...


Ne diyordum? Aydınlanmaya başladı her yer... Ben yine nefes alır oldum. Kahkahalarımı duymaya başladım. Kendi kahkahalarımı duydukça her yer daha da aydınlandı. Geçmişe baktım, o karanlıkta yanımda olan insanları, benim kaybettiğim ruhumu benimle birlikte bulmaya çalışan insanları hatırladım. Ve daha da mutlu oldum. Ne şanslıyım!


Karanlıkta kendi içimi daha iyi gördüm. Ama karanlıktan aydınlığa geçişin verdiği mücadelede kendimi çok daha iyi anladım. Kendime çok daha güvendim. Karanlığın benim için olmadığını tekrar anladım. Kim ruhunu kaybetmek ister ki? Ama kaybettikten sonra onu bulunca o kadar değeri artıyor ki o meretin... Karanlığa aşık yaşayan insanları yanında istemiyorsun. Seçici olmak lazım hayatta.


29 yaşına girdim sonra. O 13 yaşındayken hayatta her şeyi çözmüş olacağımı düşündüğüm yaş, 29. Hiçbir şeyi çözemedim. Hala bir şeylerden ders çıkarıyor olmak, yarının ne getireceğini bilmemek, her şeyi kontrol edemiyor olmak canımı sıksa da, böyle kabul etmeyi öğrendim hayatı. 29 yaş da bunu getiriyor herhalde. Belki de sadece benim hayatım böyledir ya, kim bilir?


Neyse... lafın kısası, hayat çok güzel. Yarın kimin geleceğini bilmiyoruz, kimin gideceğini de bilmiyoruz. Ama yine de güzel. Yarın ne olacağını bilsek, bir Falım çiğneyip sakız ambalajında geleceğimize dair ipuçları aramak eğlencesini tadar mıydık yoksa? -- Falım demişken, var mı bildiğiniz iyi falcı, gideyim Türkiye'de... :)


The End.