• Öziko

Ambulans

Bu seneyi sanki bir heves uçaktan paraşütle atlamışım da paraşütüm açılmadığı için yere çakılmışım ve kimse beni görmediği için ambulansa kendim haber vermişim gibi bir seneye benzetsem çokta abartmış olmam, diye düşünüyorum. Artık Dolunay etkisi mi, Merkür Retrosu mu, Jüpiter'le Mars kavuşması mı bilemiyorum. Tek bildiğim nerede bir etki varsa doğrudan etkilendiğim gerçeği.

Geçen sene ocak ayına bakıyorum da bu seneye dair ilk hayal kırıklığını hatırlıyorum. İşimden istifa etmişim, radikal kararlar almışım ve hayallerimin peşinden koşuyorum son sürat. Hızımı bir duygu seli kesiyor ama olsun diyorum. Bizim ne eksiğimiz var Leyla ile Mecnun olsun, Aslı ile Kerem olsun, Ferhat ile Şirin olsun, aşarız tüm zorlukları, birlikte koşarız nolcak? Sonrasında ne oluyor inanın bende bilmiyorum. Ben ona diyorum ki gel seninle bir elmanın yarısı olalım, ama adam durur mu o da büsbütün bir armut olmak istediğini söylüyor. Sonrası zaten malum gelsin falcılar, gitsin tarotlar, şarkılar, isyanlar, wp gruplarında olayı masaya yatırmalar, beddualar, kabullenme, istiklal marşı ve kapanış. Gitti mi gönlümün efendisi? Giderse gitsin dönmezse zaten hiç benim olmamıştır. Hakikaten hiç benim olmamış iyi mi? 2020'ye bu sene her şey çok farklı olacak, siz herkes ben tek diyerek ve üstüne bin beş yüz yeni hedef belirleyerek giriyorum.

Uzun ve zorlu bir sınav maratonuna giriyorum. Her şeyden kendimi soyutluyorum. Yoga yapıp huzuru arıyorum. Bazen bulup bazen aradığım kişiye ulaşamıyorum. Kitap okuyorum, ders çalışıyorum ve odamda kendime bir yaşam alanı yaratıyorum. Penceremden mevsimlerin geçişini izliyorum. Kendimi buluyorum, kendi içime dönüyorum, bazen kendimle konuşuyorum, bazen kavga ediyorum, sonrasında özür dileyip kendimi affediyorum. Sanırım bu delirmeden bir tık öncesi oluyor.

Derken pandemi patlamasın mı? Hayatta en önemli şeyin sağlık olduğunu evlere kapanınca anlıyorum. Kırk yıl düşünsem desenli ve renkli maskelerin moda olacağını, kıyafetime uygun maske arayacağım aklıma gelmezdi. İnsan her şeye alışıyor, kabulleniyor ve normalleştiriyor. Bu sene öyle tuhaf şeyler yaşadık ki bugün uzaylılar gelse “Yolculuk nereye hemşehrim?” diyecek kıvama geldik çünkü. Öyle normaliz yani.

Zaman böyle geçiyor ama yaşıyor muyuz, yaşamıyor muyuz belli değil. Hayatın bir amacı olmalı. Tamam olmalı ama yine bir zamanlama hatası yapıyorum. Hayatta herkes aynı değil diyerek yeni bir başlangıç yapmaya karar verdiğimde ise yine bir hayal kırıklığı ve Gosting sendromu. Bana bilmediğim sendromlar yaşatmayın ya! Dikkatinizi çekerim, bilimsel terimlerle konuşuyorum artık. Bu dönemimde yaptığım tek şey okuduğum kitaplardan yola çıkarak kişilik analizi yapmak, davranışları ve olayları psikolojik boyutta irdeleyerek çıkarımlar yapmak. Ben irdeleyince içinden başka şeyler çıkıyor çünkü. Akıl ve mantığımın koşarak uzaklaştığını hissediyorum.

Hayatımın bu evresi uzun bir iç hesaplaşma sonrasında öze dönüş diyebiliriz. Baktım ki olduğum şeyle olmak istediğim şey arasında uçurumlar, dağlar, denizler… Beni kendim olmaktan uzaklaştıran ne varsa hayatımdan çıkarıyorum. Sonrası bir vedalar silsilesi. Meğer ne ağır yükmüş omuzlarımda. Nasıl rahatladım!

Sonrasında yaklaşan bir Merkür retrosu, Dolunay tutulması, birtakım astrolojik olaylar aman Allahım! Bir de son yedi yılın hesaplaşması, eskilerin dönüşü demesin mi? Bu sene başımıza daha ne gelecek? Bari eskileri karıştırmasaydın olacak iş mi bu şimdi?

Kim mi geldi? Hayatımın bu kısmını kendime saklamak istiyorum işte. Anlatacak bir şey olmadığından değil o an sadece bana kalsın diye. İnsan biraz da özlediği anlardan, ayrı kaldığı zamandan ve tüm bunları sona erdirecek bir sarılmadan da ibaretmiş bunu da hayatımın bu döneminde anlıyorum.

Bu seneyi gözden geçirdiğimde fark ediyorum ki güzel hatalar yaptığım, doğrusunu bulduğum, büyüdüğüm, öğrendiğim, kendimi geliştirdiğim, hayallerimin peşinden koştuğum, düştüğüm, kaybettiğim, kazandığım, kendimden ayrı düştüğüm, sonrasında yine bulduğum, gücümün farkına vardığım, şükrettiğim bir sene oldu. Anladığım en önemli şeyse seni değiştirmeye çalışan, kendinden uzaklaştırıp kalıplara sokmaya çalışan insanlara, onların yarattıklara düzene ve hayata karşı kendin olabilmek, kendin kalabilmek. Varsın seni böyle sevmesinler, yalnız bıraksınlar. Biz ambulansa kendimiz haber veririz.