Rosie

Ben de kendime her gün "Ben kimim?" diye soruyorum! 

İstanbul'da doğdum ve fiziksel olarak orada büyüdüm. Daha sonra Ankara'da yaşadım. Hacettepe'de lisans eğitimimi bitirdim ve dost denen, kalbi güzel insanları da orada biriktirdim. Yüksek lisansımı Amerika'da sosyal bilimler bölümünde kadın ve cinsiyet çalışmaları üzerine yaptım. Düşünsel ve ruhsal olarak da en çok Amerika'da büyüdüm, büyüyorum. 

Sosyal bilimler, kadın ve cinsiyet çalışmaları ve bazen de uluslararası ilişkiler alanlarında düşünüyorum, okuyorum ve yazmaya çalışıyorum. Günlük hayatta gördüğüm şeyler üzerine düşünmek en büyük hobim. Burası da kafamdakileri yazıya dökerek sadeleştirmeye çalıştığım, ben ve biz dolu bir platform. 

Hatiş

Yani, galiba, herhalde.

 

Her ne kadar yaşımı 25’te sabitlemiş olsam da zaman geçiyor. Yani büyütüyor.  Her geçen yılda iki resim arasındaki farkları bulmaya çalışıyorum. Bazen birden fazla bazen hiç. Marmara Üniversitesi’nden 2014 haziranda kep atarak öğretmen oldum. Aynı yılın Ağustos ayından itibaren uluslararası bir okulda öğrencilerimi insan olması için çabalıyorum. 

 

Başucumda kitaplarım ve sporum olmadan asla. Biliyorum ki “Hareket etmezsem acı üzerimde birikir.” * Fotoğraf çekmek, Kasım-Aralık aylarında içimin cıngıl cıngıl olması, sabahları erken kalkmam galiba beni tanımlayabilir. Hayatımda  bazı anları dondurup bir kapsülün içine koyup istediğimde o anları tekrar yaşayabileceğim günlerin gelmesini hayal kurmamam için bir sebep var mı? Herhalde yok. Yani, galiba, herhalde yok.  

 

En önemlisi de son beş yıldır hayatımda her gün iyi ki dediğim, dört ay önce de hastalıkta sağlıkta bir ömre evet dediğim eşimin elini sımsıkı tutuyorum. İyi ki var... 

 

 

Buraya da gelmiş bulundum, şimdiden affola. 

 

HK

 

*Barış Bıçakçı

Öziko

Heyyoo, ben geldim. 

Hayatımı özetleyecek olursam 'Bir varmışım, bir yokmuşum." derdim ve bu iki uçurumun arasında oradan oraya savrulan zamansız bir Özlem olarak tarif edebilirim kendimi.

4 Nisan 1992 yılında İstanbul'da güzel bir bahar günü, soğuğu hiç sevmeyen ben için harika sayılacak bir günde doğmuşum. Sanırım hayattaki en güzel şansımı da burada kullanmışım. İlkokul ve ortaokulu başarıyla tamamladıktan sonra, Bakırköy Yahya Kemal Beyatlı Lisesi'nde de lise öğrenimini tamamlayıp, binbir hayalle Aydın Adnan Menderes Üniversitesi'nde İktisat bölümü, aynı anda Anadolu Üniversitesi Adalet bölümünü bitirdim. Hala İstanbul Üniversitesi Coğrafya bölümünde eğitimim devam ediyor. Üniversitede hayatı tam anlamıyla öğrendiğimi sandım ama asıl serüvenim bundan sonra başladı. Kısa bir süre özel bir banka ve muhasebe ofisinde çalıştıktan sonra işimi sevmediğimi fark edip eğitim sektöründe çalışmaya başladım. Uzun süre kurum müdürü olarak çalıştıktan sonra, bu da gol değil diyerek radikal kararlar alıp yolumu başka bir yöne çevirdim. Hala yoldayım. Yolun sonu nereye çıkar bilmiyorum ama onu da öğrenince söylerim artık.

Bunların dışında hayatı her zaman ciddiye alacak değiliz ya. Yeni yerler keşfetmek, doğa yürüyüşü yapmak, videolar çekmek, kitap okumak, konsere gitmek, yoga yapmak ve dans etmek, hepsi benim bebeklerim. 

Sen kimsin, derseniz; ben bir garip yolcu, bir var bir yok olan.

Herkese merhaba! 

Gelin kim olduğumu birlikte keşfedelim! Sanırım biraz sizden biriyim. Çok çalışırım, çok severim, hep eğlenip gülerim. İnsanlara yardım etmeye bayılırım. Ama biraz da yargıladığınız tarafınızım. Tembellik eder, işlerimi yarım bırakır bazen bencil davranırım. Yani dünya üzerindeki insanların yaşadığı ya da yaşayacağı tüm duyguların toplamıyım. Zira insanın ‘’tekdüzeliğine’’ ve ‘’hep mükemmelliğine’’ de asla inanmıyorum. Bir Çin atasözü der ki: "Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise henüz doğmamıştır."

Ankara’nın sert ayazında dünyaya gelmişim ve bu beni dertlere bağışık kılan olayların yalnızca ilki olmuş. Beşinci sınıftan beri düşlediğim şeyi başarıp Uluslararası İlişkiler bölümüne başlamam da gerçekleşen ilk hayalim… Yeni ülkeler, dolayısıyla yeni insanlar ve kültürler tanımaya bayılırım. Bakarsınız size bazen yanı başımdakileri bazen de kilometrelerce uzaktakileri anlatırım.

Yazmayı öğrendiğimden beri yazarım. Çünkü yazmak susan sözcüklere hayat vermektir, hem öyle bir hayat ki taaa en ücrasından duyulsun dünyanın ben de öyle yaptım işte. Kendime olmasa da sözcüklerime şöhret kattım. Hollywood'da el izimiz olmayacak ama buralarda söz izimizi görürsünüz '' iyi bir çocuk olursanız'' şayet!

Radagast Says